Anasayfa   Kurumsal   Ürünler   Sipariş   Ürün Yorumları   İletişim
   
ÜRÜNLER
   
  BAL & BAL ÜRÜNLERİ POLEN ARISÜTÜ PROPOLİS ARICILIK MALZEMELERİ CİLT BAKIM KREMİ  
 

 

ARI SÜTÜ VE BAL ARASINDAKİ FARK NEDİR ?

 

Arının 2 çeşit ürünü vardır. Birincisi doğadan topladıkları, ikincisi ise arının bedeninden salgıladıkları ürünlerdir. Arı doğadan topladıklarıyla bal, polen ve propolis üretirken bedeninden de arısütü, mum ve arı zehiri üretir. Doğadan geldiği için bal ve polen iklimlere göre değişiklik gösterir ama arının salgıladığı ürünler tüm dünyada aynıdır ve çok yararlıdır. Arı sütü, arıların bize armağanı olan harika bir maddedir. Çok çeşitli alanlarda tedavide kullanılır.

Türkiye’de arı denilince bal düşünüldüğü, arı sütü, polen ve propolis gibi diğer arı ürünleri fazla tanınmıyor.Arı sütü besleyici, organizmayı güçlendirici ve sağlığa pozitif etkisi olması nedeniyle önemli bir doğal destek gıdasıdır.Avrupa ve Amerika’da 30 yıldır arı sütünün içerdiği hayati maddeler nedeniyle insan ömrünü uzatan, sağlıklı ve dinç kalmasını sağlayan özel bir gıda olarak biliniyor.Arı sütü özellikle kalp rahatsızlıklarından kansere kadar birçok hastalıkta vücudu güçlendirir.

Özellikle yoğun antibiyotik kullanan radyoterapi ve kemoterapi tedavisi gören hastalarda muhtemel karaciğer ve böbrek zararlarını önleyerek fonksiyonları korur.Arı sütü göğüste şiddetli ağrı ve nefes daralmasına neden olduğu ani nöbetler, karaciğer yağlanması, eklem hastalıkları, yorgunluk, zayıflık ve kuvvetsizlik hallerinde kullanılabilinir.Arı sütü ayrıca biyolojik dayanıklılığı artırarak, ani heyecan, ruhi gerginlik halini azaltıcı, rahatlatıcı, iştah açıcı ve zindelik kazandırıcı özelliklere sahiptir.Bunun yanı sıra sinirsel ve fiziksel yorgunluk halleri, mide bağırsak hastalıkları, yaşlılık ve seksüel zayıflık hallerinde de yaygın olarak kullanılır.

Arı sütünün bala oranla damar genişletici özelliği 100 kat daha fazladır.Yine arı sütünün Bala oranla 20 kez daha fazla karaciğer yağlanmasını önlediği, tansiyon
Düşürücü etkisi sayesinde kalp atışını düzenler.Lösemi, bazı kötü huylu tümörler, karaciğer ve böbrek bozuklukları, yüksek kolesterol ve çeşitli iltihaplı hastalıklar ile mide bağırsak, astım, bronşit, grip, göz hastalıkları ve bozukluklarında kullanılır.Arı sütünün apiterapik ve tıbbi kullanım alanlarının yanında kozmetik sanayinde doku ve cildi yenileyici, deriyi gerdirici, derinin yağ sekrasyonunu düzenleyici etkiside bulunmaktadır.

 

   
ARI SÜTÜ'NÜN HİKAYESİ ARI SÜTÜ'NÜN ÖZELLİKLERİ

 

Arı sütü, genç işçi bal arılarının yutak altı ve alt çene bezlerinde ürettirilen ve salgılanan bir maddedir. Genç lârvaların ve erişkin kraliçe arıların temel gıda kaynağıdır. İşçi arının kraliçe  arıya dönüşmesi için onun vücudunda harika değişiklikler meydana getirmeye sebep olacak şekilde ayarlanmış çok hususî bir gıdadır. Aynı soydan gelen işçi arılar ile kraliçe arılar arasında genetik olarak bir farklılık olmadığı halde, arı sütüne verilen özellik sebebiyle kraliçe arı farklılaştırmaktadır.

 

İşçi arılar, arı sütü yapımında hammadde olarak kullanmak üzere, büyük miktarda polen ve nektar yer. Müteakiben arı sütünü yutak bezlerinden salgılar. Arı sütü, kraliçe olmak üzere programlanmış genç lârvalara, işçi arılar tarafından doğrudan yedirilir. Sevk-i İlahî ile kraliçe arı lârvası, bu diyete başladıktan hemen sonra daha büyük, daha üstün bir arıya (erişkin kraliçe arı) dönüşür. Bu metamorfoza sebep olmak üzere çeşitli vitamin ve hormonlara ait program kraliçe adayı lârvada mükemmel bir şekilde çalışmaya başlar. Bu harika mekanizmanın hiçbir kademesinden haberi olmayan arı, sadece kendisine ihsan edilen arı sütünü yemekle meşgul olur.

298_ari

 

Kraliçe arı ile işçi arılar arasında yapı ve şekil bakımından önemli farklar vardır. Her arının yapacağı işi bilen Rabb'imiz, onlara ihtiyaçlarına göre organ bahşetmiştir. İşçi arıda çalışma ile ilgili organlar (polen sepetleri, daha güçlü alt çeneleri ve yutak altı bezi ve balmumu bezleri) yaratırken, kraliçe arıda çok hızlı çalışan üreme organları yaratmıştır. Bunlara ilâve olarak işçi arı ortalama 21 günde; kraliçe arı 15,5 günde gelişmesini tamamlar. Kraliçe arı % 40 daha büyüktür ve ağırlığı % 60 daha fazladır. Hayat süresi açısından ortalama olarak kraliçe arı, 5-7 yıl; işçi arılar ise, 7-8 hafta yaşar. Davranış itibariyle kraliçe arı bir günde birkaç bin, hayat boyunca ise 3 milyon yumurta üretir. İşçi arılardan farklı olarak kraliçe arı, arı kovanındaki diğer faaliyetlere iştirak etmez.Yaşamı boyunca sadece arı sütüyle beslenen kraliçe arının ömrünün işci arılardan yaşam süresi olarak yaklaşık 50 kat daha uzun süre yaşıyor olmasının nedeni arı sütüdür.Bu nedenle arı sütü yurt dışında sağlıklı yaşamı uzatan doğal bir ürün olarak değerlendirilmektedir.

 

 

 

Arı sütü; su nispeti yüksek, lâpa-jel kıvamında, homojen bir maddedir. Sarı beyazımsı renktedir. Keskin kokuludur ve ekşi bir tada sahiptir. Yoğunluğu 1,1 g/cm3'tür. Suda kısmen çözünür. Oda sıcaklığında veya buzdolabında 5 °C'de depolandığında daha akıcı hale gelir. Depolanmış arı sütünde parçacıkların çökmesine bağlı olarak gravürler meydana gelir.
Azotlu maddelerin ortalama % 73,9'u proteinlerdir. 6 temel proteinin 4'ü glikoprotein yapısındadır. Amino asitlerin hepsi insan için temel (vücutta üretilmeyip dışardan almak zorunda olduğumuz) olup, toplam 29 amino asit ayırt edilmiştir. Arı sütünde ayrıca kollagen ve gamma globulin (bağışıklık sisteminin anahtar bir elemanı), glukoz oksidaz, fosfataz ve kolinesteraz gibi enzim ve insülin benzeri bir madde de bulunmaktadır. Bütün şekerlerin % 90'ını fruktoz ve glukoz teşkil eder.

 

Yağ terkibinin % 80-90'ı serbest yağ asitleridir. Bu moleküller, arı sütünün yaratılışındaki harika biyolojik özelliklere sebep olan, çoğu kısa zincirli hidroksi yağ asitleridir. Arı sütünün terkibinde bulunan esansiyel (temel) yağ asitleri kandaki kolesterol seviyesini düşürecek hususiyette yaratılmıştır.

 

Arı sütünün toplam mineral muhtevası, taze ağırlığının yaklaşık % 1'i veya kuru ağırlığının yaklaşık % 2-3'üdür. Temel minerallerden, K, Ca, Na, Zn, Fe, Cu ve Mn vardır. Arı sütü, vitaminler açısından oldukça zengin olup B1, B2, B3, B5, B6 ve H vitamini ihtiva etmektedir. C vitamini eser miktarda bulunur, A, D, E ve K vitaminleri ise bulunmaz.
Arı sütünün tonik tesirli (zindelik ve kuvvet ilâcı) olduğu, iştahı ve kan basıncını düzenlemeye vesile olduğu, dolayısıyla hipertansiyon ve hipotansiyonda faydası olabileceği, aneminin (kansızlık) düzelmesine, kan yağlarını düşmesine, damar sertliğinin azalmasına, gribin tedavisine sebep olduğuna dair tespitler mevcuttur. Ayrıca bu harika maddeye verilen hususiyetlerden bazılarının, cilt kırışıklıklarına engel olduğu ve yağ bezleri salgısının normale dönmesinde de faydası olduğu anlaşılmıştır.

 

 

 

 

   
ARI SÜTÜ'NÜN İNSANLARA TESİRLERİ ARI SÜTÜ İLE İLGİLİ ARAŞTIRMALAR

 

Arı sütünün kan yağları yüksek insanlarda, serum yağ seviyelerinde azalmaya sebep olduğu gösterilmiştir. Çukurova Üniversitesi Ziraat ve Tıp Fakültelerinde, Kaftanoğlu ve Tanyeli tarafından yapılan bir araştırmada "lösemi, lenf bezi kanseri ve karaciğer kanseri" olan ve 4-7 yaşları arasındaki sekiz çocukta, tedavi ile beraber l g/gün olarak kahvaltıdan önce ağızdan verilen arı sütü ile yapılan takipte, kanda lökosit (beyaz küre), parçalı lökosit ve lenfositlerin dikkati çekecek derecede arttığı, çocukların genel durumlarının düzeldiği ve kilo aldığı bildirilmiştir.

 

Yamada ve arkadaşları, arı sütünün insan lenfositlerindeki immünglobülin (Ig) yapımını uyardığını ve meme kanserli hastalarda IgM ve IgG'yi artırdığını göstermişlerdir. Japonya'da National Fisheries Üniversitesinden Nagai ve arkadaşları, bal arısı ürünlerinden "bal, arı sütü ve propolis"in antioksidan tesirini araştırmışlar, bu tesirin saf bal ve propoliste, arı sütüne göre daha fazla olduğunu, hücre için toksik olan serbest radikallerin (süper oksit radikali gibi) uzaklaştırılmasında ise, propolis ile arı sütünün en tesirli olduğunu göstermişlerdir.

 


Japon araştırmacı Oka ve arkadaşları bir çalışmada farelerde 1 g/kg dozda ağızdan verilen arı sütünün tesirlerini inceleyerek, neticede arı sütünün mast hücrelerinden antijene spesifik igE yapımını ve histamin serbestleşmesini baskıladığını, dolayısıyla alerjik reaksiyonların engellendiğini, makrofaj fonksiyonlarının ve hücre cevabının da düzeldiğini, dolayısıyla otoimmünitenin iyileştiğini göstermişlerdir.

 

 

Yılardır arı sütünün olağanüstü gençleştirme gücü ve sağlığa faydaları araştırılmaktadır. Amerika’da pek fazla bilinmemesine rağmen, Avrupa ve Asya’da çok uzun bir süreden beri bilinmekte ve kullanılmaktadır. Arı sütü’ nün ünü 1950’li yıllarda Avrupa’da onun hakkında yayınlanan yazı ve raporlardan sonra dünyaya yayılmıştır. Gerçekte arı sütü hakkında en fazla araştırma ve tıbbi yayın Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Çin ve Japonya’da yapılmıştır. Şu an için Japonya dünyada en fazla arı sütü tüketen ülke durumundadır.

 

ARI SÜTÜ İLE İLGİLİ ARAŞTIRMALARDAN ELDE EDİLEN SONUÇLAR NELER ?

Kanada Ulusal Kanser Araştırma Enstitüsü'nün 27.04.1963 te yayınlanan raporuna göre Prof. Gordon F.Towsen'in aldığı sonuçlar ise; "Arısütünün bileşiminde bulunan 9-10 Hydroxy-2 Transoique ve Dicarboxylic gibi asitlerin bulunması lösemi (leucemie) - KAN KANSERİ’nin gelişmesine ve diğer bazı kanser tümörlerinin büyümesine engel olmaktadır.
Bu konuda profesör tarafından 2000 deney faresi üzerinde yapılan incelemelerde, farelerin hepsine kanser hücreleri aşılanmış ve bunlardan 1000 tanesine hiçbir müdahale yapılmayarak kendi haline bırakılmış, diğer 1000 tanesine de “ARI SÜTÜ” verilmiş; Kendi haline bırakılan 1000 farenin kanserden öldüğü, Arısütü ile beslenen diğer 1000 farede ise kanser görülmediği ve yaşamlarını sürdürdükleri gözlenmiştir"

Japonya’da 54 farklı hastalık üzerine yapılan uygulamalarda ortalama yüzde 80 dolayında iyileşme belirleyen araştırıcılar bu hastalıkların bazılarının iştahsızlık, kronik hastalıklar nedeniyle vücut savunma sistemi yetersizliği, metabolizma ve beslenme bozuklukları, adet bozukluğu, sindirim sistemi rahatsızlıkları, astım, bronşit, kronik kabızlık, asabilik, uykusuzluk ve karaciğer rahatsızlıkları olarak bildirilmektedir. Aynı araştırmacılar kanserde tümör oluşumunun ve büyümesinin arı sütü tarafından engellendiğini de belirtmektedirler.

Çin’de deney hayvanları tümör oluşumuna neden olan antijen verildikten sonra iki gruba ayrılmış grubun birisine arı sütü verilmiştir. Arı sütü almayan gruptaki bütün hayvanlar kanserden öldükleri halde arı sütü alan grupta kanserden ölene rastlanmamıştır. Bu durum arı sütünün en azından kanser oluşumunu engelleyici etkisini kanıtlar niteliktedir.

Arjantin’de yapılan bir araştırmada tavşanlara aşırı yağ içeren bir diyet uygulanmış ve tavşanlar iki gruba ayrılarak grubun birisine arı sütü verilmiştir. Sonuçta arı sütü verilen grubun kolesterol düzeyinin diğer gruba oranla düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca göz diplerinin, koroner damarların ve karaciğerin incelenmesi sonucu arı sütü alan grupta önemli derecede üstünlük belirlenmiştir.
Avusturya'da 120 hasta üzerinde yapılan klinik denemelerde, arısütünün ağız yoluyla alınması halinde cilt ve saç hastalıklarında önemli olumlu gelişmeler ve düzelmeler görülmüştür. Yine arısütünün içerdiği hormonlar sebebiyle cinsel fonksiyonları arttırıcı etkileri de tespit edilmiştir.

Arı sütü tüketen normal veya şeker hastası olan insanlarda iskelet kaslarının glikozu daha çok Bulgaristan’da 125 iltihabi hasta üzerinde yapılan araştırmalarda arı sütünün organizmada immünobiyolojik aktiviteyi arttırdığı yani savunma sisteminin güçlendirilip, mikroplara karşı direncin arttığı belirlenmiştir.

Arı sütüyle ilgili pek çok çalışma yapılmış, kanseri önlediği ortaya konmuş, ama kanser tedavisinde yeri ile ilgili yeterli çalışma yapılmamıştır.


Arı sütü faydalı maddeleri yüksek oranda içerdiği için, vücudu strese ve dış etkenlere karşı güçlü kılmakta ve onun anti-bakteriyel ve antibiyotik özelliği ise soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı korunmamıza yardımcı olmaktadır.

   
ARI SÜTÜ VE KANSER
ARI ÜRÜNLERİ ÖZELLİKLE ARI SÜTÜ ,SÜPER ANTİ-KANSER VE METASTAZI ENGELLEYİCİDİR. KEMOTERAPİ'NİN YAN ETKİLERİNİ TOLERE EDER. ÇOK YÜKSEK DEĞERDE ANTİOKSİDANDIR...

 

Arı ürünleri kanserle mücadelede, Alternatif Tıp'ın vazgeçilmezleri arasındadır. Arı sütü, propolis ve polen doğrudan kanseri hedef alan etkileri yanısıra bağışıklığı da güçlendirir.

Metastazı yarı yarıya yavaşlatan, bağışıklık sistemini güçlendiren, tümör büyümesini ve dayanıklılığını azaltan güçlü ve önemli etkileriyle kanser tedavisine kat kat zaman kazandırır. Dayanma gücünü artıran ve kritik önemde geniş zaman kazandıran bu yönleriyle arı ürünleri tedavi süreçlerinin temel desteği görevini görür.
Öte yandan kemoterapi ve radyoterapinin yan etkilerine karşı iç organları koruyucu, hastanın hızlı toparlanmasını sağlayıcı etkileri de vardır. Arı ürünleri içerdiği flavanoidler ile E vitaminine göre 200 kat daha fazla antioksidan değere sahiptir.

 

KONUYLA İLGİLİ YÜZLERCE ÜNİVERSİTE ARAŞTIRMASINDAN BAZILARI:


            Metastazı Yarı Yarıya Yavaşlatıyor: Oxford Üniversitesi'nin bilimsel yayınlarından biri olan Oxfordjournals'da yer verilen Japon Gifu İlaç Bilimlerinde yapılan araştırmaya göre arı sütü anti-tümör etkiler gösteriyor. Tümör büyümesini yavaşlatan ve durduran bu etkilere ek olarak arı sütünün etkin maddelerinden olan HDA-10 kanser hücrelerinin yaygınlaşmasını ve yer değiştirmesini (metastaz) de kısmen engelliyor. Detaylı bilgi için:
http://ecam.oxfordjournals.org/cgi/content/full/cancer

 


Kuyushu Universitesi'den Prof. Nakaya ve akademisyen ekibinin deneysel çalışmaları, arı sütünün anti-çevrel-estrojen aktiveleri ile göğüs kanser hücrelerinin yaygınlaşmasında etkin olan bu çevrel etkilerin önüne geçtiği doğrulanıyor. Detaylı bilgi için:
http://www.jstage.jst.go.jp/article/bbb/71/1/cancer/_34

 


Propolisin etkin maddelerinden olan caffeic Acid Penetil Ester(CAPE)'in tümör ve metastaz üzerinde etkilerini araştıran Prof. Hui-Fen Liao ve Tayvan Memorial Hastanesi Onkologlarının sonuç raporunda propolis içeriğinin etkileriyle kanser hücrelerinin yayılımının yüzde 47 oranına kadar azaldığı belirtiliyor. Detaylı bilgi için:
http://pubs.acs.org/doi/abs/10.1021/jf034729d

 

            Tümör Büyümesini Yüzde 90 Oranında Durduruyor: Prof. M. Demestre, Alman, Amerikalı ve İtalyan üniversitelerinden bilim adamlarıyla beraber propolis ekstraktının uzun dönemli etkilerini gözlediler. Bu uzun süreli deneyin sonucunda; propolisin 100 günlük kullanım sürecinde tümör büyümesinin yüzde 90 oranında baskılandığı açıklanıyor.
Detaylı bilgi için: http://www3.interscience.wiley.com/journal/121373548/abstract

 


Brezilya'lı Prof. Michelle C.Bufalo öncülüğünde bazı bilim adamlarının katılımıyla yapılan deneylerin sonuçlarını dayanak yapan bilimsel makalede propolisin güçlü anti-tümör etkileri vurgulanıyor. Anti-iltihap, anti-mikrobiyal, anti-viral özelliklerine de dikkat çekiliyor. Detaylı bilgi için:
http://ecam.oxfordjournals.org/cgi/content/full/nem147

 

            Tümör Dayanıklılığını Azaltıyor: Molecular Nutrition and Food Research dergisinin Aralık sayısında yayınlanan araştırmada Propolisin etkin maddelerinden CAPE ve quertin'in propolis kullanımıyla ortaya çıkan çok ilginç bir etkisi ortaya çıkarılıyor. Buna göre bu etkin maddeler tümörlerin kendi kan yollarını inşa etmesini engelleyerek, tümör gelişmesinin ve dayanıklılığının önünü kesiyor. Detaylı bilgi için:
http://www3.interscience.wiley.com/journal/121553347/abstract?CRETRY=1&SRETRY=0

 


Hırvatistan'da 2009 Temmuz'unda bir akademisyen grup tarafından yapılan araştırmada propolisin diğer bir ilginç etkisi daha ortaya çıkarılıyor. Propolis Ekstraktının Radyoterapi süreçlerinde sağlıklı doku ve hücreleri koruyucu etkisini ima eden bir dizi sonuç alınıyor. Detaylı bilgi için:
http://versita.metapress.com/content/y726wn4010x6x388/?p=2295604bd48642c3bba2e3b578930b62&pi=0

 


            Yaşam Süresi Belirgin Şekilde Uzuyor: Japonya Fujisaki Enstitüsü Hayashibara Biyokimya Labaratuarları'nda tümör taşıyan fareler üzerinde 2003 eylülünde yapılan araştırmalarda arı sütü kullanımıyla farelerin yaşam sürelerinin uzadığı ve DNA hasarlarının azaldığı belirtiliyor. Yine bu araştırmaya göre, tedavi gören kanser hastalarının karşılaştığı önemli sorunlardan biri olan kemik iliği aktivasyonlarındaki gerileme sonucu kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin azalmasından arı sütüyle korunmak mümkün. Detaylı bilgi için: http://www.sciencedirect.com/science?_ob=ArticleURL&_udi=B6T6J-49321TD

 

İnternational Immunopharmacology dergisinin 2005 Nisan sayısında; 679-688 sayfaları arasında yayınlanan çalışma tümör büyümesi ve oluşumuna karşı arı sütünün etkilerini konu alıyor. ve Prof. Bincoletto ile bir akademisyen grubunun gerçekleştirdiği araştırmada oksidatif DNA bozulması uygulanan farelere 16 hafta boyunca arı sütü verildiği bunun sonucunda DNA bozulmalarının azalmasıyla yaşam sürelerinin belirgin şekilde uzadığı belirtiliyor.

 

   
ARI SÜTÜ'NÜN FAYDALARI & YARARLARI NELERDİR ?

 

Saf Arısütü "Gençlik İksiri", "Hayat İksiri", gibi tanımlamalarla yüzyıla   yakın zamandır bilinmektedir. Ancak yakın geçmişte besleyicilik üstünlüğünün yanında içerdiği Hayatsal değerleri de bilimsel çalışmalar sonucu başta A.B.D. ve Uzakdoğu olmak üzere birçok ülkede saptanarak yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Düzenli kürler uygulanarak kullanılması halinde;

1 - Yorgunluk, halsizlik, bitkinlik ve çalışma isteksizliklerini gidererek organizmaya aktivite kazandırır. Enerji açığını kapatır.


2 - Beyin performansı gerektiren durumlarda özellikle öğrencilerin sınav dönemlerinde daha başarılı olmalarında, yorgunluk ve endişe duymamalarında yardımcı olur.


3 - Üstün hücre yenileyici özelliği nedeniyle yaşlanmayı geciktirir ve çocuk sahibi olmak isteyenlere yardımcı olur.


4 - Seks performansını en yüksek düzeye çıkartarak dengeli bir seks yaşantısının sürdürülmesi ile cinsel isteksizliklerin giderilmesine yardımcı olur.


5 - Sporcuların harcadıkları aşırı enerjiyi dengeler, yarışma önceleri yapılan kürlerle vücuda mukavemet ve aktivite kazandırarak sporcunun öz enerjisini en rantabl bir şekilde kullanması için beyin-beden uyumunu sağlar.


6 - Yaşlılıkla oluşan damar sertliğinin tedavisi, bitkinlik ve yaşama isteksizlikleri ile kandaki kolesterol-lipid seviyesinin ayarlanmasında yardımcı olur.


7 - Anemi (kansızlık) ve ağır kan kayıplarında organizmanın yeterli kan üretimini sağlar.


8 - Hastalıkların ve ameliyatların iyileşme dönemlerinin çabuklaştırılması ile zaafiyetlerde, nekahat dönemlerinde vücudun gıda rejimini desteklemek amacıyla kullanılmaktadır.


9 - Mide-barsak sistemine ait hastalıklarda ( Kolit-Ülser-Gastrit )


10 - Böbrek ve idrar yolu hastalıklarında


11 - Karaciğerin fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremediği durumlarda ve alerjik rahatsızlıklarda,


12 - Solunum sistemi hastalıklarında ( Tüberküloz, Astım, Bronşitte )


13 - Saç dökülmelerinde, saçlı ve saçsız derinin değişik hastalıklarında,


14 - Bayanların regl dönemlerindeki düzensizlik ve ağrıların giderilmesinde,


15 - Özellikle menapoz ve andrepoz dönemlerinde kadın ve erkeklerdeki yaşlanmaya bağlı şikayetlerin giderilmesinde,


16 - Vücut organlarının deforme olmadan orjinal şekillerinin korunmasında ( özellikle bayanların göğüslerinde ) süt verme fonksiyonunun arttırılmasında ve özel cilt bakımlarında,


17 - Hamilelerde gebeliğin sağlıklı geçmesinde, fetusun ve annenin sağlıklı beslenerek zararlı etkilerden korunmasında,


18 - Bebeklerin çabuk ve sağlıklı gelişerek ruh ve beden bütünlüğünün sağlanmasında,


19 - Çocuklarda görülen gelişim güçlükleri, kemik ve kas kuvvetsizliklerinde,


20 - Erken bunama, hafıza kaybı, zeka geriliği, alkolizm gibi rahatsızlıkların tedavisine yardımcı olarak,


21 - Zayıflama rejimlerinde dengeli bir beslenme temin ederek vücut direncini arttırmada,


22 - Çocuklarda görülen gece işemelerinin tedavisinde,


23 - Şeker hastalığının tedavisine yardımcı olarak,


24 - Romotoloji (KANSER) tedavisinde Kemoterapi ve Radyoterapi tedavisini destekleyici olarak yaygın şekilde pek çok ülkede kullanılmaktadır.

Arısütü bilimsel gramajlar dahilinde; bünyenin yaşına, sağlık derecesine, varsa hastalığın ağırlığına, veya istenilen maksimum kuvvet seviyesine veya istenilen rahatsızlık derecesine göre; dozajına uygun kullanıldığı takdirde yeni doğmuş bebekten, en yaşlı bünyeye kadar herkes tarafından kullanılabilir.

   
ARI SÜTÜ NASIL KULLANILIR ?

 

Arı sütü, hem erkek hem de kadınların kullanabilecekleri bir doğal ürün olup, ruhsal ve fiziksel vücudunu dengede tutmak isteyen herkes, özellikle orta yaş ve üzerinde olanlar, menopoz dönemindeki kadınlar, en yüksek fiziksel dayanıklılığı arzu eden sporcu veya vücut geliştiriciler kullanabilir. Mutlak surette soğuk ortamlarda saklanması gereken arı sütünün tüketimi; sabahları aç karnına kahvaltıdan yarım saat önce ve tahta bir kaşık yardımıyla saf olarak dil altından alınması şeklinde tavsiye edilmektedir.

   
BALDOKTORUM.COM - 2011 - TÜM HAKLARI SAKLIDIR.