Dünyada 12.000 çiçek çeşidi vardır ve bunun 8.000’i ülkemizde bulunmakta. Bu kadar zengin bir çiçek çeşidine sahipken neden arıcılık ve arı ürünleri konusunda dünyanın gerisindeyiz? Benim ilk aklıma gelen; bu zenginliğin hatta yaşam kaynağımız olan doğanın, doğal dengesini sağlayan arı ve arı ürünlerindeki eksikliği gidermenin yollarını aramak oldu. Elimde; arının yapısı, ürünleri itibariyle mükemmel bir matematik ve fizik mühendisi olması ayrıca ürünlerinin her birinin doğal bir hazineye sahip olduğu gerçeği vardı.
Peki bu hazinelerin ne kadar farkındayız? Arıyı ve ürünlerini yeterince tanıyor muyuz? Böyle zengin bir coğrafyada, arıcılık neden ülkemizde dünyanın gerisinde kalıyor ? Arıcılığa ve arı ürünlerine dünyada bizim yön vermemiz gerekirken, neden geriden takip ediyoruz?
Tüm bu sorulara yanıt olmak için arıcılık yapmaktan başlayarak, önce arıları sonra da ürünlerini tanıdık. Ürünlerinin insan hayatındaki faydalarını keşfettik ve sadece besin olarak tüketmek yerine düzenli ve bilinçli kullanıldığında sağlımız için ne kadar yararlı olabildiğini anladık. Kulaktan dolma ilgiler, eksik öğreniler ve doğru bilinen yanlışlar yerine; modern arıcılığı ülkemizde uygulamayı ve bireyleri bilinçlendirmeyi tercih ettik. Dünyadaki bilimsel araştırmalara yenilerini eklemeye, var olanları bir adım daha ileriye götürebilmek için de; sürekli kendimizi geliştirmeye başladık. Neler yapabileceğimizi, her geçen gün arı ve arı ürünlerini yeniden keşfettikçe, görmeye başladık. Gördüklerimiz bizi daha da ileriye yönlendiriyor, inancımızın gücünü gittikçe artırıyordu. İnsan bedeni, zindeliği ve sağlığı üzerine arı ürünlerinin olumlu etkileri; uçsuz bucaksız ummanlar kadar derin ve görünenin ardında yatan sır perdesi gibidir.
Dünyada arıcılara çok ciddi eğitim, bilgi ve teşvikler verilmektedir. Ülkemizde ise başta arıcılarımızın eğitimsiz olması, Tarım Bakanlığı’nın bu konuya yeterince eğilmemesi, dünyadaki çağdaş uygulamaların bizde uygulanmaması bir handikap olarak karşımıza çıkmaktadır.
Arı deyince hepimizin aklına ilk olarak “Bal” gelmekte dir. Oysa “Bal” arının en basit ürünüdür. Arı Peygamberlerden sonra vahiy indirilen, yaratılmış tek canlı ise ve kendisine Allah tarafından çok kutsal bir görev verilmişse; burada durup düşünmek gerekir. İşte bu noktada bu canlının üretmekte olduğu ürünlerinin insan sağlığı için ne derece önemli olabileceğini araştırmak gerekirdi ki; Biz, bu araştırmalar ve özverili çalışmalar sonunda; Arı Sütü, Polen, Propolis ve Arı Zehrinin ayrı ayrı kullanımları ya da karışımlarının tüketilmesi durumunda varılacak sonucun en iyisini, önce kendimize kazandırdık.
Bu kendimize kazandırdıklarımız ve edindiklerimizle; insanların sağlık ve güzelliğine talip olduk.
Mutluluğun sağlığın ve güzelliğin sürekliliğini sağlama hevesimizi de; hayata bakış amacımız olarak benimsedik. Biz “Sağlık ve Güzellik Elçisi” olmayı para kazanmaya tercih ettik.
Bundan sonraki hedefimiz; dünyanın ve insanlığın geleceği için arı koloni sayısını artırmak ve Devlet Kuruluşlarıyla işbirliği yapıp, bal ormanlarını oluşturabilmektir. Bunun için önce arıcılarımıza yaptıkları işin ne olduğunu izah etmek, aynı zamanda bilimsel ve çağdaş çalışmaları kendilerine ileterek, dünyadaki gelişmelerin ülkemizde de uygulanmasını sağlamalıyız.
Bu uygulamayı yaparken arıcılık eğitimi almaya gönüllü kişilerin ilk once çağdaş uygulamaları anlamaları daha sonra teorik ve uygulamalı eğitimlerle kendilerini geliştirmeleri gerekiyor. Birebir görüşme yapamadığımız ama bize ulaşmak isteyen her gönüllü yetiştiriciye Türkiye’nin her yerinden e-posta aracılığı ile online destek ve telefonla iletişim imkanı sağlıyor, yetiştirdikleri arıya bebek sevgisi göstermelerini aşılıyoruz.
Arı ve ürünlerinden herkesin yararlanması için bu yola gönül koyduk ve parolamızı belirledik; Sağlığınız ve Güzelliğiniz için Arı Ürünleri Tüketin.
Orhan Koşi
Apiterapi Uzmanı |